Home English Turkish
Proje Hakkinda
Veritabani
Arama
Tarihçilere Göre
Eserlere Göre
Yazarlara Göre
Kronolojik Liste
Katilim
Sik Sorulan Sorular
Erisim
About
Database
Search
Browse by Historian
Browse by WOrks
Browse by Authors
Browse by Date
Contributions
FAQ
Contact
 

CAFER ÇELEBİ

Tacizade; Tevqii
(1452-1515)

PDF GOW

HAYATI
Hüseyin Hüsameddin (ö. 1939) Nişancılar durağı isimli eserinde C.Ç.’yi “Taci Beg dimekle meşhur olan Kefe beglerbegisi Haci Begzade Taceddin İbrahim Paşa bin Safiyyüddin Mustafa Çelebi bin Gazi Mehmed Beg bin eş-Şeyh Ala’eddin Ali bin İbrahim mahdumu” şeklinde tanıtır. Kullandığı kaynakları belirtmeyi ihmal etmesi sebebiyle sıkça eleştirilen müellifin C.Ç. için verdiği şecerede adı geçen bireylerden sadece babası Taci Beg hakkında başka eserlerde bilgi bulunur. Latifi ve Aşıq Çelebi’ye göre Taci Beg soylu bir aileden gelmektedir. Şair, münşi ve hattat olan Taci Beg (ö. 890/1485) II. Bayezid’in (sal. 886-918/1481-1512) şehzadeliği sırasında Amasya’da defterdarlığını yapmış ve Amasya seraskerliği görevinde bulunmuştur.

Hüseyin Hüsameddin’e göre C.Ç. 856/1452 yılının Şaban/Ağustos ayında Amasya’da doğmuştur. İlk derslerini bu şehirde Şeyhizade Abdi (ö. 907/1501-02), Muidzade Muhyiü’ddin Mehmed (ö. 915/1509-10), Horasanizade es-Seyyid Abdullah Çelebi’den (ö. 897/1491-92) alan C.Ç. daha ileri düzeyde eğitim almak için gittiği Bursa’da, Şaqayıq-ı Numaniyye’ye göre, Haci Hasanzade (ö. ?), el-Qastalani (ö. 941/1534-35), Hatibzade (ö. 901/1495-96) ve Hocazade’nin (ö. 893/1488) öğrencisi oldu. C.Ç. Haci Hasanzade’den mülazım olmuştur. Medrese öğreniminden sonra ilk olarak Simav’da bir medreseye tayin edilen C.Ç. daha sonra orada kadı olarak da görev yapmıştır. Mecdi C.Ç.’nin Simav’da yaptırdığı bir camiden bahseder.

899/1493-94 tarihinde Istanbul’da Mahmud Çelebi medresesine tayin olununcaya kadar Edirne’de ikamet eden C.Ç., bir vakıf defterindeki kayıtlara göre Zilkade 894-Cemaziyülevvel 897/Ekim 1489-Mart 1492 tarihleri arasında Edirne’deki II. Bayezid imareti vakfının mütevelliliğini yürütmüştür. Muhtemelen bu görevi esnasında Edirne’de bir mektep yaptırmış olan C.Ç. Mahmud Paşa Medresesi’ndeki görevinden sonra 903/1497 tarihinde divan-ı hümayuna nişancı olarak tayin edildi. Ramazan 905-Muharrem 906/Nisan-Ağustos 1500’de Moton (Methóni/Modon) ve Qoron’a (Koróni) yapılan sefere katılan C.Ç. Divan’ındaki bir kasidede Moton’un fethini detaylı bir şekilde tasvir eder. Kardeşi Sadi Çelebi’nin Münşe’at’ında yer alan ve bu sefer hakkında Moton’dan Bursa’ya gönderilen fetihnameyi de o yazmıştır (Muharrem 906/Temmuz 1500).

Adı II. Bayezid döneminin sonlarına kadar herhangi önemli bir hadiseyle ilgili olarak zikredilmeyen C.Ç. ile ilgili ilk önemli kayıt bu padişah devrine ait bir inamat defterinde bulunmaktadır. Sözkonusu deftere göre 13 Rebiyülahir 909/5 Ekim 1503 tarihinde yazmış olduğu bir kasidenin takdimi dolayısıyla II. Bayezid’den bir hediye almış olan C.Ç. 23 Cemaziyülahir 909/13 Aralık 1503 tarihinde Mısır sultanına gönderilmek üzere kaleme aldığı name dolayısıyla ödüllendirilmiştir. Defterde yarım düzine yerde daha C.Ç.’nin sultanın ihsanına nail olduğu kaydedilmiştir.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki 20 numaralı tapu tahrir defterinde Hasan Faqih çiftliğinin 6 Rebiyülahir 910/16 Eylül 1504 tarihinde Davud Paşa’ya (ö. 904/1498) temlik edildiğine dair C.Ç.’nin elyazısıyla bir derkenar kaydı mevcuttur. C.Ç. 896/1491 yılında II. Bayezid’in kızı Şah Sultan’a (ö. ?) verdiği köyleri de bu defterde kaydetmiştir. Yine aynı defterde Şaban 912/Aralık 1506 tarihinde Edirne yakınındaki Keşenlü köyünün sultan tarafından Şehzade Mustafa’nın (ö. 879/1474) kızı Hani Hatun’a temlik edildiğine dair C.Ç.’nin el yazısıyla bir kayıt mevcuttur. Müteakip yıllarda C.Ç.’nin çeşitli vesilelerle II. Bayezid’den inam aldığını görmekteyiz.

II. Bayezid döneminin sonlarına doğru şehzadeler arasında yaşanan taht mücadelesinde Şehzade Ahmed’i (ö. 919/1513) destekleyen C.Ç. bu konuda yazdığı kasidede ‘varis-i mülk’ olarak bahsettiği Ahmed’in geleceğin sultanı olacağını ümit ettiğini belirtir. Bayezid’in Şehzade Ahmed lehine saltanatı bırakmayı düşündüğü bir dönemde Şehzade Selim’i (918-926/1512-1520) destekleyen yeniçerilerin 27 Cemaziyülahir 917/21 Eylül 1511 tarihinde evlerini yağmaladığı Ahmed yanlısı yüksek mevki sahipleri arasında bulunan C.Ç.’nin canını güçlükle kurtardığı söylenir.

Bu isyanın ardından II. Bayezid yeniçerilerin istekleri doğrultusunda nişancı C.Ç.’yle beraber vezir-i azam Hersekoglu Ahmed Paşa (ö. 923/1517), Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa (ö. 920/1514) ve kazasker Mü’eyyedzade Abdurrahman Çelebi’yi (ö. 922/1516) azlederek Çandarlızade İsa Çelebi’yi (ö. 950/1543-44) nişancılığa getirmiştir. Şaqayıq-ı Numaniyye’ye göre Bayezid C.Ç.’ye günlük yüz akçe emeklilik maaşı teklif ettiyse de o bunu kabul etmemiştir. 8 Safer 918/25 Nisan 1512 tarihinde Bayezid’in oğlu Selim lehine tahttan çekilmesinin ardından C.Ç. Selim’in cülusunu tebrik etmek için Farsça bir kaside sunmuştur.

Tahttan çekildikten sonra hayatının geri kalanını geçirmek için doğum yeri olan Dimetoqa’ya doğru yola çıkan Bayezid Edirne civarındaki Abalu köyünde 25 Rebiülevvel 918/10 Haziran 1512 tarihinde aniden vefat etti. C.Ç. bu vesileyle yazdığı mersiyede II. Bayezid’in tahttan çekilmekten duyduğu üzüntüye ve içinde bulunduğu acı duruma hayıflanmasına atıfta bulunur. Bu mersiyenin sonunda bu tür kasidelerde mutad olan yeni sultana dua bölümünün olmaması dikkat çekicidir.

C.Ç.’nin azlinden sonra yeni bir resmi görev almak için ne kadar beklediğini tam olarak bilemiyoruz. Hiçbir kaynakta yeniden nişancı tayin edildiği tarih belirtilmez. İnamat defteri C.Ç.’nin yerine tayin edilen İsa Çelebi’nin tayin tarihini 5 Şaban 917/28 Ekim 1511 olarak verirken başka bir belge İsa Çelebi’nin Cemaziyülahir 919/Ağustos 1513 tarihinde hala bu görevde olduğunu gösterir. C.Ç.’ye nişancı olarak yapılan ilk atıfın Şevval 919/Aralık 1513 başlarında olmasına bakılarak C.Ç.’nin 28 Cemaziyülahir 917-Şevval 919/21 Eylül 1511-Aralık 1513 tarihleri arasında resmi bir görevde bulunmadığı düşünülebilir. C.Ç. muhtemelen bu dönemde I. Selim’e hitaben yazdığı bir kasidede durumundan şikayet etmiş ve sultandan kendisine resmi bir görev vermesini istemiştir.

C.Ç.’nin tekrar nişancı olarak tayin edilmesinden birkaç ay sonra 23 Muharrem 920/20 Mart 1514 tarihinde I. Selim Çaldıran seferine çıktı. Aşıq Çelebi (ö. 979/1572), C.Ç.’nin bu seferde tarihçi İdris-i Bidlisi (ö. 926/1520) ve sultanın lalası Halimi Çelebi’yle (ö. 922/1516) beraber Selim’e eşlik ettiğini ve onunla sohbet ettiğini ifade eder. Ordunun İzmit’te bulunduğu sırada 27 Safer 920/23 Nisan 1514 tarihinde Şah İsmail’e gönderilen Farsça bir name hazırlayan C.Ç., sefer boyunca şaha gönderilen iki mektup daha kaleme almıştır. Türkçe olan bu mektupların ilki Erzincan’da Cemaziyülevvel 920/Haziran 1514 tarihinde, ikincisi ise bir ay sonra Çermük’te yazılmıştır.

Şahın 2 Receb 920/23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran’da bozguna uğrayarak hazinesini ve karısı Taclu Hanım’ı geride bırakmasının ardından I. Selim Taclu Hanım’ı nişancısı C.Ç.’ye eş olarak verdi. Çaldıran seferinden dönüşte ise Zeyrekzade (ö. 939/1532) Anadolu kazaskerliği görevinden alınarak yerine C.Ç. atandı.

16 Şevval 920/6 Aralık 1514 tarihinde I. Selim Amasya’ya girdi ve ertesi sene sefere devam etmek üzere kışı bu şehirde geçirmek istedi. 8 Muharrem 921/22 Şubat 1515 tarihinde yeniçeriler seferin iptal edilmesi ve Istanbul’a geri dönülmesi için bazı vezirlerin teşvik ve tahrikleriyle ayaklanarak Piri Paşa (ö. 976/1568), Halimi Çelebi ve C.Ç.’nin evlerine saldırıp yakmalarından on gün sonra sultan Duqakinoglu Ahmed Paşa’yı (ö. 921/1515) isyanın sorumlusu olduğu ithamıyla öldürttü.

Kışı Amasya’da geçiren I. Selim Dulqadir Beyliği, Kemah, Diyarbakır ve diğer bazı kaleleri ele geçirdikten sonra 29 Cemaziyülevvel 921/11 Mayıs 1515 tarihinde Istanbul’a döndü. Amasya’da yeniçerileri kışkırtan diğer şahısları tespit etmek için yeniçeri ağası ile diğer bölük ağalarını çağırtan Selim sorumluların vezir İskender Ağa (ö. 1515), kazasker C.Ç. ve sekbanbaşı Balyemez Osman Ağa (ö. 1515) olduğunu öğrendi. İskender Ağa ve Osman Ağa hemen öldürüldü. C.Ç. ise sultanın huzuruna çağrılıp sorgulandıktan sonra 8 Receb 921/18 Ağustos 1515 tarihinde idam edildikten sonra kardeşi Sadi Çelebi tarafından Balat’taki mescidinin haziresine defnedildi. I. Selim’in C.Ç.’yi haksız yere öldürdüğü için büyük bir pişmanlık duyduğunu nakleden tezkireler C.Ç.’nin idamına “Vah gitti bu cihandan Cafer” mısraı ile tarih düşerler. Tarihi kaynakların tamamının C.Ç.’nin idam tarihinin 8 Receb 921/18 Ağustos 1515 olduğunda müttefik oluşuna bakılarak 920/1514 yılını gösteren bu tarih mısraının yanlış olduğu söylenebilir.

Tezkirelerde kaydedildiğine göre C.Ç.’nin Caferi mahlasıyla şiirler yazan, hayatını sefahat içerisinde geçiren ve aşırı dozda afyon içmekten dolayı ölen bir oğlu vardı ki şiirlerini bazı mecmualarda bulabiliyoruz. Zilkade 918/Ocak 1513 başlarına ait bir vakıf kaydında C.Ç.’nin diğer çocuklarından bahsedilmekteyse da bunların isimleri zikredilmemiştir. Daha erken tarihli bir belgede ise (897/1492) C.Ç.’nin Ahmed ve Mehmed adlı iki oğlunun olduğu kaydedilmiştir.

Kaynaklardan öğrendiğimize göre C.Ç. Istanbul’daki mescidinden başka Simav’da bir mescit ve hamam, Bergama’da bir kervansaray ve Edirne’de bir sıbyan mektebi yaptırmıştır.

ESERLERİ
(1) Mahruse-i Istanbul Fethnamesi
Istanbul’un fethinden bahseden bu eser hakkında sadece İsmail Paşa’nın (ö. 1920) Hediyyetü’l-Arifin’i bilgi verir. Eserin metni Halis Efendi’nin (ö. ?) sahip olduğu bir nüsha esas alınarak Ta’rih-i Osmani Encümeni Mecmuası’nın eki olarak neşredilmiş (cüz 20 ve 21, Istanbul, 1331/1913), C.Ç.’nin hayatına dair eserin girişinde yer alan kısım da Halis Efendi tarafından kaleme alınmıştır.

Sanatkarane bir üslupla yazılmış olan ve ayetler, hadisler, Arapça, Farsça ve Türkçe beyitlerle süslenmiş olan bu metin 16. yüzyıl Osmanlı nesrinin en mükemmel örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Dilinin girift oluşu tarihi bir kaynak olarak değerinin anlaşılmasına maalesef engel olmuştur. S.N. Ergun Türk Şairleri isimli eserinde bu eseri bir tarih çalışması olmaktan çok edebi bir yapıt olarak değerlendirmiş, V.L. Ménage da “little more than a literary exercise” şeklinde tanımlamıştır.

Fethname’de yer alan bilgilerin dönemin diğer tarihçilerinin eserlerinde verilenlerle mukayesesi C.Ç.’nin eserinin bazı yönlerden Istanbul’un fethi için güvenilir bir kaynak olduğunu gösterir. Gerçekte C.Ç. tarafından kaydedilen olaylardan bir kısmı, Tursun Beg, Neşri, Aşıqpaşazade, Ruhi veya Enveri’nin kayıtlarından daha kesin görünür. Tursun Beg’in eseri II. Mehmed (848-850/1444-1446 ve 855-886/1451-1481) dönemine çağdaş bir kaynak olup İstanbul kuşatmasının tasviri “muasır bir Osmanlı tarafından yapılmış en ayrıntılı Türkçe anlatım” olarak değerlendirilmiştir. Her iki metnin dikkatlice incelenmesi Tursun Beg ve C.Ç.’nin hemfikir oldukları ve ayrıldıkları noktaları ortaya koymaktadır. Kuşatma hazırlıkları her iki kaynakta da aynı uzunlukta yer almaktadır. Kuşatma öncesinde toplanan harp divanı ve II. Mehmed’in bu divanda yapmış olduğu konuşma C.Ç.’nin eserinde daha detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Eğer başka bir tarihçi tarafından desteklenmemiş olsaydı C.Ç.’nin konuşma ile ilgili detaylı raporunun hayal gücüne dayandığı düşünülebilirdi. Ancak Kritovulos’un bu konuşma ile ilgili anlatımının oldukça benzer oluşu bizi bu şekilde düşünmekten alıkoymaktadır. Halil İnalcık’ın işaret ettiği gibi her ne kadar kimi noktalarda birbirlerinden ayrılsalar da Kritovulos ve C.Ç. konuşmanın esas noktalarda uyumlu iki versiyonunu kaydetmişlerdir.

Haliç’in girişini kapatan zincir ve onun hikayesine Tursun Beg’in eserinde sadece işaret edilmekle birlikte C.Ç. bu konuyu detaylıca tasvir etmiştir. Galata’dan aşırılarak Haliç’e indirilen gemilerin sayısı Fethname’de “kırk ile elli arasında” şeklinde verilirken Tursun Beg onları sadece “birkaç gemi ve tekne” olarak anmaktadır. Kuşatma süresince Bizans dışarıdan yardım almıştır. Tursun Beg’e göre yardıma sadece iki gemi gelmişken C.Ç. bu konuda oldukça özel bilgiler verir ve “mühimmat, asker ve cephane dolu dört büyük geminin Bizanslılara yardıma geldiği”ni ifade eder. Kuşatma konusunu ele alan diğer tarihçilerin bu konuda anlattıklarını göz önünde bulundurulduğunda Tursun Beg’in bu meselede yanıldığı sonucuna varılabilir. Bu olaydan sonra II. Mehmed’in asker ve zabitlerini cesaretlendirmek için yaptığı toplantı C.Ç. ve Tursun Beg’in eserlerinde şehrin fethinden önceki toplantı ile karıs-̧tırılmaktadır.

Şehrin fethi için C.Ç.’nin verdiği tarih 20 Cemaziyülevvel 857/29 Mayıs 1453 Salı, Tursun Beg’in verdiği ise 27 Cemaziyülahir 857/5 Temmuz 1453 Çarşamba’dır. Diğer Osmanlı tarihlerinde her iki tarihi de destekleyen ifadeler varsa da Istanbul’un fethi için doğru tarih C.Ç. tarafından verilen tarihtir. Fetihden sonraki ilk üç gün içerisinde yapılan yağma ve talan C.Ç. tarafından canlı bir şekilde tasvir edilmekle birlikte fetih öncesi Giustiniani ve askerlerinin çekilişi ile şehrin elegeçirilişi sırasında Bizans imparatorunun ölümü C.Ç.’nin eserinde yer almaz. Tursun Beg’in bu olaylarla ilgili anlatımı ise oldukça detaylıdır. C.Ç. kitabının son satırlarını Ayasofya’nın II. Mehmed tarafından camiye çevrilmesine ayırmıştır. Dönemin bütün Osmanlı tarihlerinde bu bölüm aynı şekilde verilmektedir.

Aşıqpaşazade, Ruhi ve Enveri gibi diğer Osmanlı tarihçileri fetihle ilgili nispeten kısa bilgiler verirken küçük farklarla genellikle birbirlerini tekrar eder, genellikle de fethin C.Ç. tarafından anlatılan versiyonunu tercih ederler. C.Ç.’nin Fethname’yi kaleme alırken hangi kaynaklardan yararlandığı bilinmese de eserde yer alan bir pasaj C.Ç.’nin yazılı kaynakların yanında görgü şahitlerinin ifadelerine de başvurduğu anlaşılmaktadır.

C.Ç. Fethname’yi ne zaman yazdığını belirtmiyor. Hevesname adlı eserinde Ayasofya’nın tavsifi ile ilgili bölüm ve bazı beyitler Fethname’de tekrarlandığına göre, muhtemelen Hevesname’yi kaleme aldığı 899/1493-4 yılından bir müddet sonra tamamlamış olmalıdır.

Fethname metninin tamamı Qoca Nişancı Celalzade Mustafa Çelebi (ö. 975/1567) tarafından Me’asir-i Selim Hani isimli eserde verilmiştir. Bunun dışında Fethname’yi kaynak olarak gösteren tek tarihçi 17. yüzyıl tarihçilerinden Hüseyin’dir (ö. 1054/1644).

(2) Münşe’at
Hemen hemen bütün kaynaklar C.Ç.’nin yetenekli bir münşi olduğundan ve kendisine ait bir Münşe’at mecmuasının varlığından bahsederler. Kaynaklarda bahsedilen bu münşeat mecmuası muhtemelen C.Ç.’nin altı kadar mektubu için söylenmiş olmalıdır.

Halis Efendi 1914’te Mahruse-i Istanbul Fethnamesi’ne yazmış olduğu girişte hususi kütüphanesinde C.Ç.’nin Münşe’at’ının bir nüshasının bulunduğunu ifade eder. Halis Efendi’nin ölümünden sonra kitaplarının intikal ettiği Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bir araştırma yapan S.N. Ergun eseri bulamamıştır. Bununla birlikte Üniversite Kütüphanesi’nde münşeat eserleri bölümünde yer alan bir münşeat mecmuası İnşa-i Tacizade ismiyle C.Ç.’ye atfedilmiş olsa da bu yanlış bir isimlendirmedir. Zira eserde yer alan ilk üç mektup ve bir başkası daha C.Ç.’ye ait olup diğerleri başka münşilerindir. Kitabın ismi muhtemelen bu koleksiyonda yer alan sadece ilk üç mektubun müellifini dikkate alan birisi tarafından kataloglanmıştır. Halis Efendi’nin bahsettiği eser de bu olmalıdır.

Bir başka münşeat mecmuası da Abdülbaki Gölpınarlı tarafından Mevlana Müzesi Kütüphanesi Kataloğu’nda yanlışlıkla C.Ç.’ye atfedilmiştir. Eserdeki “Haza inşa’ be-hatt-ı Taci merhum” başlığı yanıltıcı olmuştur. Bu eserdeki mektuplardan bazıları C.Ç. ve babasının ölümünden çok sonraki bir zamana, I. Süleyman (926-973/1520-1566) dönemine aittir.

Sonuç olarak münşeat mecmualarında ve tarihi eserlerde yer alan mektuplardan altısı kesin olarak C.Ç.’ye atfedilebilirse de tam bir münşeat mecmuası olduğu henüz bilinmemektedir.

(3) Tercüme-i el-Mu’cem fi asari müluki ’l-Acem
C.Ç. Şarafuddin Fadlullah b. Abdullah Husayn Qazvini’nin 712-728/1312-28 tarihleri arasında yazdığı İslam öncesi dört İran hanedanının tarihini ihtiva eden eserini 894/1488-89 yılında süslü bir dille Türkçeye çevirerek II. Bayezid’e ithaf etmiştir. Tercümenin tek nüshası Topkapı Sarayı Kütüphanesinde bulunmaktadır. [Kütüphane restorasyon için kapalıdır. Maddenin yazarı bu tercüme hakkında daha sonra detaylı bilgi ekleyecektir].

C.Ç.’nin şiirlerini topladığı bir Divan’ı mevcut olup günümüze ulaşan sekiz nüshaya dayalı bir tenkitli metni neşredilmiştir. C.Ç.’nin başından geçmiş bir aşk hikayesini anlattığı Hevesname isimli eseri yazarın edebiyat sahasında övgüyle bahsedilen orijinal bir çalışması olup bu eser özellikle baş kısmındaki Istanbul’u ve o dönemde mevcut mimari eserleri tavsif eden bölümü dolayısıyle araştırmacıların dikkatini çekmiştir. C.Ç.’nin bunun dışında Farsçadan tercüme ettiği Enisü’l-arifin isimli ahlaka dair bir eseri daha bulunmaktadır. Kaynaklarda Qusname isimli mizahi bir eseri daha olduğu söylenmekteyse de bu eserin günümüze herhangi bir nüshası ulaşmamıştır. C.Ç.’nin çeşitli vesilelerle düşürdüğü tarihler Divan’ında yer almamaktadır. Sadi Çelebi mecmuasında bulunan C.Ç.’ye ait tarihler Necati Lugal ve Adnan Erzi tarafından neşredilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
(1) Mahruse-i Istanbul Fethnamesi
Yazmalar: (1) Istanbul, Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY 2634. 54 y, 15 satır, nestalik. (Halis Bey’in nüshası olmalıdır).
Edisyonlar: Ta’rih-i Osmani Encümeni Mecmuası, cüz 20 ve 21 (Istanbul, 1331/1913). Dergiye ek olarak verilmiştir.
Tercümeler: Modern Türkçeye: Tugrayi Cafer Çelebi. Mahrûse-i İstanbul Fetihnamesi, haz. Şeref Kayaboğazı (Istanbul, 1953). Şeref Kayaboğazı, TOEM neşrine dayanarak Fethname’yi sadeleştirilmiştir. Eser üzerinde bir inceleme yapılmamış ve bir indeks hazırlanmamıştır. Metin aslına uygun bir şekilde sadeleştirilmiştir. İtalyancaya: Agostino Pertusi. La Caduta di Constantinopoli. Le testimonianze dei contemporanei. A cura di Agostino Pertusi. Terc. Mario Grignaschi (Verona, 1976; ikinci baskı 1999). Bu metin daha sonra tekrar Türkçeye çevrilmiştir: Agostino Pertusi. İstanbul’un Fethi, c. 2: Dünyadaki Yankısı. Tercüme eden ve tamamlayıcı bilgileri ekleyen Mahmut H. Şakiroğlu (Istanbul 2006), 135-144.

(2) Münşe’at
Yazmalar: (1) [İnşa-i Tacizade adı altında] Istanbul, Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY 5723.

(3) Tercüme-i el-Mu’cem fi asari müluki ’l-Acem
Yazmalar: (1) Istanbul, Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Revan Köşkü 1465 (F.E. Karatay. Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmalar Kataloğu (Istanbul, 1961), c. 1, 327)

Genel Kaynakça:
BOA, Tahrir defteri, no. 15. BOA, Tapu defteri, no. 251, 531-2. Defter-i Müsveddat-ı İnamat ve Tasaddukat ve Teşrifat ve İrsaliyat ve Gayrihi, Istanbul, Belediye Kütüphanesi, Muallim Cevdet Yazmaları, O.71. Mustafa Âli. Künhü’l-Ahbar, Istanbul, Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY 2290. Anonim. Veqayi-i Sultan Bayezid ve Selim Han, Istanbul, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Emanet Hazinesi 1416. Celalzade Mustafa Çelebi. Me’asir-i Selim Hani, Londra, British Museum, Add. 7848. Hüseyin Hüsameddin. Nişancılar Duragı, Istanbul, İSAM Kütüphanesi, no. 9752. İdris-i Bidlisi. Selimname, Londra, British Museum, Ad. 24969. Qınalızade Hasan Çelebi. Tezkire-i Şuara, Londra, British Museum, Add. 24957. Tacizade Sadi Çelebi. Sadi Çelebi Mecmuası, Istanbul, Bayezid Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi, no. 3258. Feridun Beg. Münşe’atü’s-Selatin (Istanbul, 1264/1848). Mehmed Mecdi Efendi. Hadayıqü’ş-Şaqayıq (Istanbul, 1269/1853). Hoca Sadü’ddin b. Hasan Can. Tacü’t-tevarih, c. 2 (Istanbul, 1280/1863). Hüseyin Hüsameddin. Amasya Tarihi, c. 3 (Istanbul, 1327/1928). İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Osmanlı Tarihi, c. 2, (Ankara, 1949). İsmail Paşa (el-Bagdadi). Hediyyetü’l-Arifin ve Esma’ü’l-Mü’ellifin ve Asaru’l-Musannifin, c. 1 (Istanbul, 1951). Tacizade Sadi Çelebi Münşe’atı, neşr. Necati Lugal ve Adnan Erzi (Istanbul, 1956). İsmail Hakkı Uzunçarşılı. “Şah İsmail’in Zevcesi Taclı Hanım’ın Mücevheratı.” Belleten, 23/92 (1959), 611-9. Hüseyin. Bedaiü’l’l-Veqayi, c. 2, ed. A.C. Tverinitova (Moskova, 1961). V.L. Ménage. A Survey of the Early Ottoman Histories, with Studies on their Textual Problems and their Sources. Doktora Tezi (University of London, Londra, 1961). Selahattin Tansel. “Yeni Vesikalar Karşısında Sultan İkinci Bayezid Hakkında Bazı Mütalaalar.” Belleten, 17 (1963), 230-233. J. R.Walsh. “Çaldıran.” EI2, c. 2, 7-8. (1965). Şehabeddin Tekindağ. “Yavuz’un İran Seferi.” Tarih Dergisi, 17/22 (1967), 62. İstanbul Vakıfları Tahrir defteri, 953 (1546) Tarihli, neşr. Ömer Lütfi Barkan ve Ekrem Hakkı Ayverdi (Istanbul, 1970). Âşıq Çelebi. Meşairü’ş-Şuara, or, Tezkere of Âşıḳ Çelebi, ed. G. M. Meredith-Owens (Londra, 1971). İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Çandarlı Vezir Ailesi (Ankara, 1975). İsmail E. Erünsal. The Life and Works of Taci-zâde Ca’fer Çelebi, with a Critical Edition of his Divan (Istanbul, 1983). Taşköprülüzade İsamü’d-din Ebu’l-Hayr Ahmed Efendi. eş-Şaqayıqü’n-Numaniyye fi ulemai’d-Devleti’l-Osmaniyye, haz. Ahmed Subhi Furat (Istanbul, 1985). Semavi Eyice. “Tâcîzâde Tevkii Câfer Çelebi Camii.” Türk Kültürü Araştırmaları [Dr. Orhan F. Köprülü’ye Armağan], 24/1-2 (1998), 55-63. Latifi. Tezkiretü’ş-Şuara ve Tabsıratü’n-Nuzama, haz. Rıdvan Canım (Ankara, 2000).

İsmail ERÜNSAL
Mart 2009