Home English Turkish
Proje Hakkinda
Veritabani
Arama
Tarihçilere Göre
Eserlere Göre
Yazarlara Göre
Kronolojik Liste
Katilim
Sik Sorulan Sorular
Erisim
About
Database
Search
Browse by Historian
Browse by WOrks
Browse by Authors
Browse by Date
Contributions
FAQ
Contact
 

DAL MEHMED ÇELEBİ

Asafi
(ö. 1587)

--Birinci sürüm (İkinci sürüm için tıklayınız)--

PDF GOW


HAYATI
Tezkirelerde uzun boylu olması nedeniyle Dal veya Qoca sıfatları ile kendisinin ve ailesinin mesleklerinden ötürü de Oqçuzade ve Defterdar lakaplarıyla anılan M.Ç. asıl meşhur olduğunu ifade ettiği Asafi mahlasını Şecaatname adlı eserinde sıkça kullanır. Muhtemelen 16. yüzyılın ilk yarısında dünyaya gelmiş olan M.Ç.’nin ailesi hakkında fazla bilgi bulunmamakla beraber bazı kaynaklarda Oqçuzade olarak anılması asker kökenli bir aileye mensup olduğunu gösterir. Hasan Çelebi (ö. 1012/ 1064) onu I. Süleyman’ın (926-974/1520-66) bölük halkına mensup sadık kullarından biri olarak tanımlar. Bununla beraber meslek hayatına divan katipliğiyle başlaması M.Ç.’nin iyi bir eğitim aldığına işaret eder.

M.Ç. 985/1577 yılı sonlarında Safavi İran’a savaş ilan edilmesi ile birlikte Lala Mustafa Paşa’nın (ö. 988/1580) himayesinde sefer katibi olarak hizmete girmiştir. Qafqasya’nın fethinden sonra, Ramazan 986/Kasım 1578 tarihinde Şirvan serdarlığına tayin edilen Özdemiroglı Osman Paşa’nın (ö. 993/1585) tezkereciliğine getirilmiş ve yeni kurulan Şirvan eyaletinin tahrir işlemlerini yapmıştır (986/1578). 987/1579 yılı sonunda Qafqasya’da Osmanlı yönetimine yönelik Safavi baskısının artmasıyla birlikte Osmanlı birliklerinin Demirqapu’ya (Darband) çekilmesinde önemli görevler üstlenmiştir. Bundan sonraki üç yıl boyunca bir Osmanlı bürokratından ziyade bir asker gibi Osman Paşa’nın emri altında çalışan M.Ç. bu paşanın tekrar Şirvan’ı ele geçirme çabaları çerçevesinde Şemahi kuşatmasına ve Qırım kuvvetleriyle beraber de Gence akınına (987/1580) katılmış, 989-990/1581-82 kışında ise yine Osman Paşa tarafından bir miktar askerle Qabala kalesinin zaptı ve tahkimi ile görevlendirilmiştir. Ancak kalenin Safaviler’in eline geçmesiyle birlikte M.Ç. de esir düşmüştür.

M.Ç. Tebriz’de ve Isfahan’da geçirdiği esirlik hayatı süresince ilmine hürmeten kendisine saygı duyulduğunu, ancak İranlı sorgu heyetinin Osmanlılar ile ilgili sorularına istenen cevapları vermemesi üzerine Alamut kalesine gönderildiğini belirtir. Yaklaşık iki yıl Alamut’ta kalan M.Ç. 985-989/1577-81 yılları arasında gerçekleştirilen Şirvan seferlerine katılmış olan eski dostu ve kader arkadaşı Gazi Giray’ın (ö. 1016/1607) yardımları ile kale hapsinden kurtularak 992/1584 senesinde Isfahan’a gönderilmiştir. Bir süre burada kalan M.Ç. Safavi devletinin iç sorunlarından faydalanarak önce Şiraz’a, oradan da deniz yolu ile Basra’ya kaçmayı başarmış ve nihayet Bagdad ve Diyarbekir (Diyarbakır) yoluyla bu esnada Tebriz seferine çıkmış bulunan eski hamisi Özdemiroglı Osman Paşa’nın karargahının bulunduğu Erzurum’a gelmiştir.

993/1585’te Osman Paşa’nın Tebriz seferine katılmış olan M.Ç. İbrahim Çavuş’un (ö. 1590’dan sonra) yanısıra sefer müverrihi olarak hizmet etmiş olmalıdır. Tebriz’in fethinden sonra muhtemelen hamisi Özdemiroglı Osman Paşa’nın himmeti ile Kefe (Theodosia) beylerbeyliğine getirilen M.Ç. bu görevindeki hoşnutsuzluğundan dolayı aynı yıl Haleb beylerbeyliğine atanmış, bu görevden alındıktan kısa bir süre sonra da 995/1587 yılında vefat etmiştir. Mehmed Şah Efendi (ö. ?, 17. yy. ilk yarısı) M.Ç.’nin oğludur.

ESERLERİ
1) Şecaatname
M.Ç. bu manzum tarihinde Zilkade 993/Ekim 1585 tarihinde Tebriz seferi esnasında vefat eden hamisi sadrazam Özdemiroglı Osman Paşa’nın hayatını menkıbevi bir şekilde anlatmıştır. Serdarın 933-986/1527-78 seneleri arasındaki hayatını muhtasar bir şekilde işleyen M.Ç., paşanın Şirvan ve Dagıstan’daki muharebelerinden, Qırım Hanı Mehmed Giray (ö. 992/1584) ile yaptığı mücadeleden ve Tebriz seferinden ise detaylı olarak bahsetmiştir. Yer yer Gazi Giray’ın ve kendisinin bu esnadaki faaliyetlerinden de bahseden yazar eserinin giriş kısmında Osman Paşa’nın savaşlardaki cesaretini anlatan otuz kırk cüzden oluşan bir eseri Firdevsi’nin (ö. 411/1020) Şehname’si tarzında yazmayı amaçladığını ifade eder. Eserin her cüzü farklı bir konuyu ele alır. Eserinin III. Murad’ın (982-1003/1574-95) teşvikiyle nazm olunduğunu kaydeden M.Ç. eserin giriş kısmını nesir, geri kalanını mesnevi tarzında yazmıştır. Hatimede 994/1586 olarak verilen yazılış tarihinin giriş kısmında 995/1587 olarak nazım halinde düşülmesi dibace bölümünün bir yıl sonra yazıldığını gösterir.

M.Ç. eserini sanatlı bir üslupla yazdığını ifade ederse de, benzeri eserlerden mesela Subhi’nin (ö. 1008/1600) Şehname’sinde kullandığı dille karşılaştırıldığı zaman, Şecaatname’nin daha sade bir Osmanlıca ile yazıldığı anlaşılır. Eserde anlatılan olayların çoğu yazarın kişisel gözlemlerine dayanır. Osman Paşa’nın hayatının 986/ 1578 senesine kadarki kısmına dair genel tezkere kitaplarında bulunmayan bilgileri içerir ve doğu seferlerini detaylarıyla anlatır.

İçindekiler (Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY 6043’e göre):
Giriş (2a-12b); Çıldır ile Qoyun Geçidi muharebeleri ve ordunun Şirvan’a ulaşması (12b-25a); Lala Mustafa Paşa komutasındaki ordunun Erzurum’a dönmesi ve Osman Paşa’nın Şirvan’da vezaret ünvanı ile kalması (25a-32b); Osman Paşa’nın beylerbeyi olarak Habeşistan, Yemen, Basra, Bagdad ve Diyarbekir’deki hizmetleri (32b-39b); Osman Paşa’nın Şirvan’da Safavi kuvvetleri ile mücadeleleri (39b-79a); Osmanlı kuvvetlerinin Demirqapu’ya çekilmesi ve burayı üs haline getirmeleri (79a-97b); Osman Paşa’nın Qırım kuvvetleri ile beraber Şirvan’ı tekrar ele geçirmesi (97b-110b); Osmanlı kuvvetlerinin Şirvan’daki savaşları (110b-140a); Gazi Giray ve M.Ç.’nin Safaviler’e esir düşmeleri (140a-161b); İmam Qulı muharebesi (161b-182b); Osman Paşa’nın Kefe’ye dönmesi ve bu esnada vuku bulan muharebeler (182b-199a); Qırım Hanı Mehmed Giray’ın tahttan indirilmesi (199a-225a); Istanbul’a dönüş ve vezir-i azamlık makamına geçiş (225a-232a); Tebriz seferinden önce vuku bulan hadiseler (232a-237a); Tebriz seferi (237a-245b); M.Ç.’nin İran’dan kaçışı (245b-263b); Tebriz’in fethi esnasında beylerbeylerin mücadeleleri (263b-281b); Osman Paşa’nın vefatı (281b- 286b); Hatime (286a-289b).

Şecaatname’nin günümüze kadar gelen iki nüshasından Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunanı çok süslü olup güzel bir nesihle yazılmıştır. Yazar eserde 88 minyatür olduğunu belirtir. Bu nüshada ise 77 minyatür vardır. 53a-b minyatür yapılmak üzere boş bırakılmış, diğer bazı minyatürler de muhtemelen tahrif olmuştur. Bu minyatürlerden bazılarının Ta’rih-i Osmani Encümeni Mecmuası’nda tıpkıbasımını yapmış olan Mehmed Arif bu resimlerin 15. yüzyıl Osmanlı minyatür sanatının örneklerinden olduğunu tespit ettikten sonra, minyatürlerde savaşa katılan ve daha sonra sarayda hizmet eden İranlı bir sanatkarın da katkısı bulunduğunu belirtir. Buna kanıt olarak da kitabın baş ile son taraflarında bulunan resimler arasındaki renk farklılığını gösterir.

Kitabın dibacesinden III. Murad için yazılarak takdim olduğu anlaşılır. Kitabın sultana arz edilişini gösteren bir minyatür bütün bir sayfaya yerleştirilmiştir (9b). Bu nüshanın ilk sayfasında bulunan üç mühürden ilki nesihle yazılmış Selim bin Mustafa Han tuğrası, ikincisi ise talik hattla yazılmış olan “Selim bin Mustafa Han [1]197” ibaresidir. Üçüncü mühür ise yine III. Selim’e (1202-1222/1789-1807) aittir. Nüshanın III. Murad’a sunulmakla beraber Şecaatname’nin bu nüshasının II. Abdülhamid döneminde (1293-1327/1876-1909) Yıldız Sarayı’na taşındığı ve daha sonra Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne devredildiği anlaşılmaktadır.

Topkapı Sarayı Revan Köşkü Kütüphanesi nüshası ise 1201/1786 tarihinde Mustafa Qapudan adlı bir şahıs tarafından çoğaltılmıştır. Osman Paşa’nın Qafqasya’dan Qırım’a dönerken Ruslarla yapmış olduğu muharebe bu nüshanın giriş kısmına kaydedilmiştir. Diğer nüshadan farklı olarak bir çok atlamalar ve tekrarların olduğu bu nüshanın bazı sayfalarında minyatürler için boş yer bırakılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Yazmalar: (1) Istanbul, Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, TY 6043; 2a-289b, 15 satır, nesih. (2) Istanbul, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan 1301; 2a-240b, 15 satır, nesih (F.E. Karatay. Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmalar Kataloğu (Istanbul, 1961), c. 1, 145).

Genel Kaynakça: Rahimizade İbrahim Çavuş. Gonca-ı Bag-ı Murad. Istanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Istanbul, TY 2372, 74b-75a. Abdurrahman Şeref. “Özdemiroglı Osman Paşa.” Ta’rih-i Osmani Encümeni Mecmuası, IV/24 (1332/1914), 1499-1500. Mehmed Arif. “Özdemiroglı Osman Paşa Maqalesine Zeyl: Şecaatname.” Ta’rih-i Osmani Encümeni Mecmuası, V/26 (1332/1914), 111-118. İ.H. Danişmend. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi (Ankara, 1961), c. 3, 60-90. Franz Babinger. Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri. Çev. C. Üçok (Ankara, 1982), 130. Joseph v. Hammer-Purgstall. Osmanlı Devleti Tarihi. Çev. M. Ata (Istanbul, 1985), c. 7, 1827-35. Qınalızade Hasan Çelebi. Tezkiretü’ş-Şuara. Haz. İbrahim Kutluk (Ankara, 1989), c. I, 165. Selaniki Mustafa Efendi. Ta’rih-i Selaniki. Haz. Mehmed İpşirli (Istanbul, 1989), c. I, 181. Fahrettin Kırzıoğlu, Kafkasellerinin Fethi (Ankara, 1993), 283. Bekir Kütükoğlu. Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri (Istanbul, 1993), 161. Mehmed Süreyya. Sicill-i Osmani (Istanbul, 1997), 148. Cornell H. Fleisher. Tarihçi Mustafa Ali Bir Osmanlı Aydın ve Bürokratı. Çev. Ayla Ortaç (Istanbul, 1996), 83. H. Mustafa Eravcı. Gelibolulu Mustafa Ali’s Nusret-name. Doktora Tezi (Edinburgh Üniversitesi, 1998), 134-176. Yücel Öztürk. Osmanlı Hakimiyetinde Kefe, 1475-1600 (Ankara, 2000), 152.

Mustafa ERAVCI
Şubat 2006