| |
Bursa’da doğan Mehmed Tahir profesyonel hayatının tamamını Osmanlı ordusunda
çeşitli askeri okulların yönetim kademelerinde bulunarak,
coğrafya öğretmenliği yaparak, bir kısmında da kumandan ve
yargı alanında görevli olarak geçirdi. O dönemdeki meslektaşlarının
çoğu gibi Mehmed Tahir’in de baskın milliyetçi fikirleri
yayınlanmış ilk eseri olan Türklerin Ulum ve Fünuna Hizmetleri (1897) adlı eserinden anlaşılabilir. 1906’dan itibaren daha
sonraları İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne dönüşecek olan çeşitli
organizasyonlara katılan Mehmed Tahir 1908’den 1911’e kadar
da Osmanlı parlamentosunda Bursa delegesi olarak görev yaptı
ve 1914’te yarbay rütbesiyle Osmanlı Ordusu’ndan emekli oldu.
Bursalı Mehmed Tahir’in tasavvufa
olan ilgisi yayınlanmış eserlerinin çoğunda göze çarpar.
Bu bağlamda 1899’da Muhyiddin el-Arabi’nin biyografisini
yayınlayan Mehmed Tahir’in daha sonraki yayınlarının çoğunun
İslami ilimler ve Anadolu’daki alimlerle ilgili olması şaşırtıcı
değildir. Mehmed Tahir yine de en fazla 1915-24 yılları arasında
3 cilt olarak yayınlanmış olan Osmanlı Müellifleri adlı bio-bibliyografik
ansiklopedisi ile tanınır. Yaklaşık 30 yıllık araştırmanın
ürünü olan bu eser en önemli 1691 Osmanlı şeyh, fakih,
şair, tarihçi, tabip, matematikçi ve coğrafyacısının biyografilerini
ihtiva eder. Bu bireyleri alfabetik sıraya sokmak yerine
faaliyet alanlarına göre tasnif eden Mehmed Tahir böylece
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki entellektüel hareketliliğin çeşitliliğini
de etkili bir biçimde gözler önüne sermiştir. Mehmed Tahir
bu yazarların 9000’i aşkın eserinden bahsetmekle kalmamış
belirli konularla ilgili liste ve tabloları da eserine eklemiştir.
Osmanlı Müellifleri’nin eksikleri yok değildir. Örneğin eserin sunduğu bibliyografik
veriler çoğunlukla noksandır. Bunun yanısıra eserde tıp
ve matematik alanlarından kısaca bahsedilirken tasavvuf
ve şiir konusunun ağırlıklı olarak ele alınmış olması okurun
aklına bunun Mehmed Tahir’in kişisel ilgi alanlarının bir
sonucu olduğunu getirir. Bunun ötesinde eserin Bursalı
Mehmed Tahir için sağlık sorunları ve maddi imkansızlıklarla
dolu bir dönemde yazılmış olan üçüncü cildi ilk ikisinden
daha az güvenilirdir. Tarihçilerle ilgili bölüm bu üçüncü
ciltte bulunmaktadır. Yine de hedeflerinin genişliği ve
dayandığı uzun soluklu ve
muazzam
araştırma
göz önüne
alındığında
Bursalı Mehmed Tahir’in bu başyapıtı kendi dalının önemli
mihenk taşlarından biri olarak kalmanın ötesinde “Osmanlı
Tarihçileri” projesinde çalışanlar için de bir ilham kaynağı
olmaya devam etmektedir.
|
|
| |
Bavyera eyaletinin Weiden şehrinde dünyaya gelen Franz Babinger Ortadoğu’ya olan
ilgisinin ilk işaretlerini çok erken yaşlarda verdi: liseyi
bitirdiğinde sadece Farsça ve İbranice’yi öğrenmiş olmakla
kalmamış, Ignaz Goldhizer ile yazışmaya başlamış ve hatta
üç akademik makale yayınlamayı başarmıştı. Daha sonra Münih
Üniversitesi’nde öğrenimine devam eden Babinger, 1914’te
Gottlieb Siegfried Bauer (1694-1738): Ein Beitrag zur Geschichte
der Morgenländischen Studien im 18. Jahrhundert başlıklı
doktora tezini savundu.
Birinci Dünya Savaşı’nda Ortaoğu’da bulunan Alman ordusunda hizmet ettikten sonra
akademik çalışmalarına Berlin Friedrich-Wilhelm Üniversitesi’nde
devam ederek 1921’de Simavnalı şeyh Bedreddin üzerine yazdığı
ikinci tezini (“Habilitation”) tamamladı. Bu noktadan sonraki
kariyeri de son derece verimli olan Franz Babinger, Nazilerin
iktidara gelmesiyle birlikte Friedrich-Wilhelm Üniversitesi’ndeki
görevinden 1933’te emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Tarihçi
Nicolae Iorga’nın davetiyle Romanya’ya giden Babinger, 1943’te
Berlin’e dönmesi emredilene kadar orada ders verdi. Berlin’e
döndükten sonra 1948’e kadar akademik hayatına devam edemeyen
Babinger 1958’de Münih Üniversitesi’nden emekli oldu ve 23
Haziran 1967’de Arnavutluk’ta boğularak öldü.
Babinger’in eserlerinin oluşturduğu uzun listeye bir göz gezdirildiğinde GOW,
1953’te yayınlanan Fatih Sultan Mehmed biyografisini bir
istisna olarak kabul edecek olursak, en önemli eseridir.
Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri’ni temel alan
GOW, bunun ötesinde Batı ve Orta Avrupa’nın çoğu yazma
koleksiyonlarının yanısıra, İstanbul, Kahire ve Hindistan
yarımadasındaki koleksiyonların basılı kataloglarını da
geniş bir şekilde taranmasına dayalı bir çalışmadır. İstanbul
Topkapı Sarayı, Paris Bibliothèque Nationale, Sırbistan,
Hırvatistan, Slovenya gibi önemli yazma koleksiyonlarını
kapsamamasına rağmen GOW doğru bilgi vermesi, içerdiği
yazar sayısı, kullanım kolaylığı gibi bir çok açıdan Mehmed
Tahir’in eserinin eksikliklerini gidermeyi başarmıştır.
GOW’nin yayınlanır yayınlanmaz Osmanlı tarih yazıcılığı
konusunda temel kaynak kitap haline gelmesi ve yayınlandıktan
75 yıl sonra dahi halen kullanılıyor olması işte bu başarının
sonucudur. “Osmanlı Tarihçileri” projesinin amacı da Franz
Babinger’in başlattığı bu çalışmayı onun bıraktığı yerden sürdürmektir.
|
|